Günün her saatinde beynimizin yıkanmaya çalışıldığı bir ortamda düşünsel ve davranışsal olarak kalıplaştırılma saldırısı altındayız. Ben bunu kişiliğe ve özel hayata saldırı olarak algılıyorum. Bu nedenle televizyon ile aram açık. Tartışma kanalları tıkanan, başkalarının belirlediği doğruları kabul etmeye zorlanan, bu nedenle soluk alamayan insanlar kuşağı olduk. Temel evrensel değerler yerini geçici ve güçlü çıkarlara bırakmış durumda. Bu bağlamda yaşama sanatı savsaklanıyor,eleştirel bilinç ve duyarlılık kaybediliyor.
Müzeleri ziyaret eden, sergileri gezen, sanat gösterilerini izleyen, kaliteli konserleri dinleyen insan sayısı o kadar az ki ! Sanata sırtımızı dönmüşüz,sanat bize uzak. Oysa sanat insanla bütünleşik,sanat yaşamla içiçedir. Hayatımız için sanat oksijen değerinde. Ressam tuvali önünde, müzisyen piyanosunun başında, şair dizelerini yazarken ne kadar özgürdür değil mi? Sanat özgür düşünme yetisi kazandırır. Vivaldi’nin Four Seasons (Dört mevsim)ini dinlemek yaşantımızın küçük ayrıntılarından değildir. Sanatı sevmek ileri düşünmeyi ve hoşgörüye, açıklığa götürür bizi.Sanat ve düşünceden başka insanı ne oluşturabilir ki?
Sanat inanılmaz bir tutku. Yaşamımı yönlendiren en büyük güç bende. Yazma tutkum öğretmenlik kimliğimi aşacak gibi. Ben öğretmenliği de de bir sanat olarak gördüm hep. Sanatçı duyarlılıklardan beslenir. Sanatsal duyarlılık varolana, olmuş olana başka gözlerle bakmaktır. Sanat aracılığıyla doğru düşünmenin, nesnel düşünmenin yollarını aralayabiliriz. Bence sanat yitirilenleri yaratma gereksiniminden de doğar. Yaratıcıdır sanatçı. Bir görme biçimi. Örneğin yazmak gördüklerimizin sözcüklerle anlatımı değil midir?
Sanata karşı tavrımızı ciddi ciddi düşünmemiz, sorgulamamız gerekiyor. Yeteneklerimizi derin uykulardan uyandıralım. Hayal gücümüzü uyaralım. Şarkı söylerken yalnızca şarkı söylediğimizi düşünmeyelim, hem kendimizi ifade ediyoruz, hem de yaşama karşı duruşumuzu belirtiyoruz. İçimizde açığa çıkarılamamış büyük bir güç ve yetenek olabilir. Önemli olan bu gücün nasıl geliştirileceğidir. Eğitimin önemli bir işlevinin sanat sevgisi oluşturmak olduğunun altını çiziyorum.
Bana düşüncelerimi ifade etmesine vesile olan ve yayın hayatına yeni başlayan gazetemize teşekkür ediyorum. Gazetemizin yolu açık olsun.
Eğitimci yazar Muzaffer Gürboğa.


