Home > Edebiyat > DAĞ BAŞİNİ DUMAN ALMIŞ…

DAĞ BAŞİNİ DUMAN ALMIŞ…

Bu birkaç mısra bile, bir milletin hafızasında yankılanan derin bir çağrıdır. Sadece bir marş değildir bu; Anadolu’nun dağlarında dolaşan rüzgârın sesi, yorgun ama inançlı insanların yürüyüşüdür. Kimi zaman bir izci kampında genç yürekleri coşturan bir türkü olmuş, kimi zaman Kurtuluş yıllarında umuda sarılan insanların dilinde bir direniş nefesi gibi yükselmiştir.

Dağın heybetiyle insanın vakur duruşu birleşir bu marşta. Gümüş derenin durmaksızın akışı ise hayatın, mücadelenin ve millet iradesinin simgesidir adeta. Çünkü Türk milleti tarih boyunca durmuş olabilir ama asla teslim olmamıştır; tıpkı o dere gibi akmaya, ilerlemeye devam etmiştir. Belki de bu yüzden ne zaman bu marşı dinlesem, içimde tarifsiz bir heyecan uyanır. Çocukluğumun okul törenleri, gençliğimin coşkulu günleri, bayrak altında duyulan o tarifsiz birlik duygusu yeniden canlanır.

Bu marşın notalarında yalnızca müzik yoktur; fedakârlık vardır, vatan sevgisi vardır, kardeşlik vardır. Her kelimesi insana yurdun dağlarını, yaylalarını, sabah sisini ve özgürlük uğruna verilen mücadeleyi hatırlatır. Dinledikçe insanın ruhu dikleşir, gözleri uzaklara dalar, kalbi memleket sevgisiyle çarpar. Çünkü bazı eserler zamanın ötesine geçer; nesiller değişse de taşıdığı ruh değişmez. “Dağ Başını Duman Almış” da işte böylesine ölümsüz bir milli değerdir.

Bugün yine bu marşın gönlümde uyandırdığı o asil ve derin duygularla tüm dostlarımı selamlıyorum.
Sevginin, saygının, birlik ve beraberliğin eksik olmadığı güzel yarınlara inancımız daim olsun.
Türk milletinin yüreğinde yaşayan o güçlü ruh, dağların ardından doğan güneş gibi sonsuza dek parlamaya devam etsin.

Saygıyla, sevgiyle…

Aydın Kılıçaslan
Şair – Yazar

Bir Yorum Bırak