Geçen akşam Muratpasa Belediyesi Kültür salonunda izlediğim bir konserin adı idi Babamın Türküleri. Sanatçı SEÇİL DEMİR bir ara ozgüvenle Babam Gönen’liydi deyince birden heyecanlandım. Ben de Gönen İlköğretmen Okulunu bitirmiştim. Daha sonra babasının adını sordugumda benden 2 sınıf büyük okul arkadaşım Şükrü Ahmet olduğunu öğrendim.Iyi futbol oynar adam geçer top geçmez tanımına uygun güçlü müdafaa yeteneği olan bir arkadaşımızdı.Her Gönen li gibi türkülere aşıktı.
Anılarımla,hikayelerimle bağlarım güçlüdür. Nereden bilecektim okul arkadaşımın kızı 50 yıl sonra sahnede türkü söyleyecek ve ben anılarıma döneceğim. Anılarım resmi geçit yapacak. Geçmiş zamanın örtüsü ince örtüsü birden çekilivermisti. Ben de Gönende kalmış izlerin peşine düştüm o an. Köklenmek bu demek ki dedim içimden.Aslinda Ben anılarımı,hikayemi yanımda taşımam. Nereye baksam, nerede olsam anılar orada beliriyor, kendini gösteriyor.
Aslında sanatçı Seçille ortak hikayemizin olduğunu düşündüm. Ben de babamdan bana kalanlarla hayatımda anlamlar buldum. Neler bırakmıştı bana?
Pedagoji kitaplarını, çalışma disiplinini, aktif bir yaşama biçimi, daktilosunu, güzel ve şık giyinmeyi, anlamlı cümleler kurmayı, cesaret vs.
İçimde babamın ruhunu, soluğunu hissederim daima.Sanatçı kızımızda besbelli ki kendi duygusal ve düşünsel dünyasına babasını katmış
Babasının türkülerinin peşinde .Demek ki ikimiz de gölge taraftaydik. Babalarımızın gölgesi.Bu gölgelerden sanat üretiyoruz. O notalarla örüyor ,ben harflerle örüyorum sanatımı. İkimizinde hikayesinde baba önemli yer alıyor .Hikayeleri daha da sağlamlaştırıyor.Geçmişi sadece hatırla makla kalmıyor, bununla birşeyler yapıyoruz. Sanatin gerçekten toplumu dönüştürücü gücünü deneyimliyoruz.
YAZAR
MUZGÜR


