Home > Görsel Sanatlar > Metal, Taş ve İpek: Litografi, Gravür ve Serigrafi Nedir?

Metal, Taş ve İpek: Litografi, Gravür ve Serigrafi Nedir?

Çoğaltılan Özgünlük: Litografi, Gravür ve Serigrafi Sanatı

Görsel sanatlar dünyasında bir eserin “tek ve biricik” olması genellikle altın kuraldır. Ancak öyle bir disiplin vardır ki, sanatçının el emeğini kalıplara dökerek hem eserin özgünlüğünü korur hem de onu birden fazla sanatseverle buluşturur: Özgün Baskı Resim.

Sanatçıların dijital yazıcılar veya matbaa makineleri kullanmadan, tamamen geleneksel ve fiziksel yöntemlerle ürettiği bu sanat, kendi içinde büyüleyici tekniklere ayrılır. İşte metalin, taşın ve ipeğin sanata dönüştüğü o üç efsanevi baskı tekniği:

1. Gravür (Oyma Baskı): Metalin Derin Çizgileri

Gravür, kökleri orta çağa kadar uzanan, sabır ve yüksek işçilik gerektiren bir metal kazıma sanatıdır. Sanatçı; bakır, çinko veya pirinç bir plakanın üzerini özel çelik kalemlerle oyarak ya da asit yardımıyla aşındırarak resmini çizer.

Plakanın üzerinde derin oluklar oluşur. Ardından plaka boyanır ve yüzeydeki fazla boya silinir; boya sadece o oyulan derin çizgilerin içinde kalır. Nemli kağıt plakanın üzerine serilir ve yüksek basınçlı silindirik pres makinelerinden geçirilir. Sonuçta kağıt, metalin içindeki o boyayı emerek resmi üzerine alır. Gravür baskılarda, kağıda dokunduğunuzda o çizgilerin hafif kabartılı dokusunu hissedebilirsiniz.

2. Litografi (Taş Baskı): Su ve Yağın Ezeli Savaşı

  1. yüzyılın sonunda keşfedilen litografi, tamamen kimyasal bir prensibe, yani su ile yağın birbirini itmesi kuralına dayanır. Bu teknikte ne kazıma vardır ne de oyma; her şey düz bir yüzeyde gerçekleşir.

Sanatçı, Bavyera’dan çıkarılan özel ve pürüzsüz bir kireç taşı üzerine, yağlı özel tebeşirler veya mürekkeplerle resmini çizer. Taş kimyasal solüsyonlarla sabitlendikten sonra suyla ıslatılır. Taşın boş kalan yerleri suyu emerken, yağlı tebeşirle çizilen yerler suyu iter. Ardından taşa yağ bazlı matbaa mürekkebi merdaneyle uygulanır. Mürekkep, sudan kaçarak sadece yağlı çizimlerin olduğu yerlere yapışır. Kağıt taşın üzerine preslendiğinde, çizim eksiksiz bir biçimde transfer edilmiş olur.

3. Serigrafi (İpek Baskı): Eleklerden Sızan Renkler

Günümüzde sokak sanatından tekstile, modern tablolardan afiş tasarımlarına kadar en yaygın kullanılan tekniklerden biri serigrafidir. Temeli, ahşap veya metal bir çerçeveye gerilmiş gözenekli bir kumaşın (geleneksel olarak ipek) şablon olarak kullanılmasına dayanır.

Sanatçı, ipek eleğin üzerinde boyanın geçmesini istemediği yerleri özel emülsiyonlar veya şablonlarla kapatır. Açık kalan yerler ise resmin hatlarını oluşturur. Elek kağıdın (veya kumaşın) üzerine yerleştirilir; boya dökülür ve “ragle” adı verilen kauçuk bir sıyırıcıyla boya eleğin üzerinden bastırılarak geçirilir. Boya, sadece açık bırakılan gözeneklerden sızarak alttaki yüzeye kusursuzca aktarılır. Pop-Art akımının öncüsü Andy Warhol, o ünlü Marilyn Monroe portrelerini tamamen serigrafi tekniğiyle üretmiştir.

Bir Baskının “Orijinal” Olduğunu Nasıl Anlarız?

Bu tekniklerle üretilen her bir baskı taklit değil, orijinal bir sanat eseridir. Sanatçı baskı sürecini tamamladıktan sonra her eserin altına kurşun kalemle benzersiz bir numara verir. Örneğin sol alt köşede gördüğünüz “12/50” ibaresi, o kalıptan toplam 50 adet basıldığını ve elinizdekinin 12. baskı olduğunu gösterir. Yanına ise sanatçı kendi ıslak imzasını atar. İmza ve edisyon numarası yoksa, o bir özgün baskı değil, sadece alelade bir matbaa çıktısıdır.

Bir Yorum Bırak